Bu yazıda:
Havalar değiştiğinde, cilt bakım rutininin de otomatik olarak değişip değişmeyeceği sıkça merak edilir. Yüz bakımında neleri aynı şekilde sürdürebilirsin? Sıcaklar başladığında hangi adımları değiştirmek daha doğru olur? Yaz aylarında cilt bakımı yaparken özellikle nelere dikkat etmek gerekir?
Bu yazıda yaz aylarında cilt bakımıyla ilgili en sık sorulan soruları ele alıyoruz. Hava çok sıcak olduğunda neleri değiştirmen gerektiğini, bu dönemde hangi içerik ve ürünlerin iyi bir seçenek olabileceğini ve nelerden kaçınmanın daha doğru olacağını anlatıyoruz.
Güneş korumasına ekstra özen göster
Birçoğunuz biliyorsunuz: Sağlıklı ve genç görünen bir cildin en büyük düşmanlarından biri zararlı UV ışınlarıdır. UV ışınları cilt yaşlanması sürecini hızlandırır; hatta bir araştırmaya göre kırışıklıkların ve pigment lekelerinin yaklaşık %80’inden güneş ışınları sorumludur. Cilt sağlığı açısından daha ciddi riskleri de unutmamak gerekir.
Güneş kremi ve yaz konusuna gelince, temelde iki tür yaklaşım vardır: Birinci grup, “Sevdiğim ve her zaman kullandığım güzel bir güneş kremim varsa, şimdi de işimi görür; sabah sürerim ve bütün gün hazırım,” der. İkinci grup ise yaz gelince hiç düşünmeden SPF 50 güneş kremine geçer. Üçüncü grup, yani güneş korumasının çok da önemli olmadığını ya da hiç önemli olmadığını düşünenler, neyse ki giderek azalıyor. Peki yukarıdaki iki yaklaşımdan hangisi daha doğru?
Aslında ikisinin de haklı olduğu noktalar var. Bu konuda bilinmesi gereken ilk şey, güneş korumanın etkinliğinin zamanla azalmasıdır. Bir araştırma, UV’ye duyarlı bir kamera yardımıyla güneş kreminin ciltte zaman içinde nasıl değiştiğini göstermiştir.
Deneyde 6 saatlik bir süre incelendi ve ortalama bir insanın yaklaşık olarak sürdüğü miktarda güneş kremi uygulandı. Görselde “Blank” güneş kremi olmayan durumu, “T0” güneş kreminin sürülmesinden hemen sonraki anı, “T3h” güneş kremi sürüldükten 3 saat sonrasını, “T6h” ise 6 saat sonrasını gösteriyor.
Uygulamadan hemen sonra yüzün neredeyse siyah görünmesi, güneş kreminin işini iyi yaptığını ve UV ışınlarını güçlü şekilde emdiğini gösterir. Cildin zamanla daha açık görünmesi ise güneş korumasının azaldığını ve güneş kreminin artık daha az UV ışını emebildiğini gösterir. Bu durumda ışınları cildin, daha doğrusu cildindeki melanin emer; bu yüzden UV’ye duyarlı kamera görüntüsünde cilt daha çilli görünebilir.
Görseller, doğrudan güneş ışığına maruz kalmadan bütün gün ofiste otursan bile güneş kreminin etkinliğinin zamanla azaldığını iyi şekilde gösteriyor. Böyle bir durumda bile etkinlik yaklaşık %30 azalabilir. Bu da şu anlama gelir: Güneşte çok vakit geçiriyorsan, birkaç saatte bir güneş kremini yenilemek kesinlikle iyi bir fikirdir. Bütün gün ofiste olsan ama işten sonra plaja gitmeyi ya da çocuk parkında vakit geçirmeyi planlasan da güneş kremini tekrar sürmelisin. Hiçbir yere gitmiyorsan bile imkânın varsa güneş korumanı tazelemek iyi olur. Kesin olan şu: Sabah cildine bol miktarda güneş kremi uygulamaya özen göster.
Üzücü ama bilinmesi önemli: Makyaj güneş kreminin etkinliğini azaltabilir; çünkü alttaki güneş kremini oynatabilir veya bir kısmını ciltten kaldırabilir. Tavsiyemiz şu: Yazın da makyaj yapmayı seviyorsan, mümkünse güneş korumalı bir fondöten seç. Pudra kullanıyorsan onun da güneş korumalı olmasına dikkat et. Makyajını yaptıktan sonra yüzüne güneş koruyucu sprey de uygulayabilirsin.
Güneş koruması ve yaz konusuyla ilgili bilinmesi gereken üçüncü şey, UV seviyesinin yıl boyunca değiştiğidir. Bu hem cildin bronzlaşmasından sorumlu UVB ışınları hem de cilt yaşlanmasını hızlandıran UVA ışınları için geçerlidir. Yaz aylarında UV ışınları genellikle yılın diğer dönemlerine göre daha güçlüdür.
UV ışınlarının düzeyi “UV indeksi” ile gösterilir. Bu indeks genellikle 1 ile 10 arasında değişir, ancak çok güçlü durumlarda 11+ değerine de ulaşabilir. 1–2 düşük riskli aralıktadır ve yeşil renkle gösterilir. 3–5 orta düzeydir ve sarı renkle gösterilir. 6–7 yüksek düzeyi, yani turuncu rengi; 8–10 çok yüksek düzeyi, yani kırmızı rengi; 11+ ise ekstrem UV ışını düzeyini ve mor rengi ifade eder. Genel olarak değer ne kadar yüksekse, yeterli güneş korumasına o kadar fazla dikkat etmek gerekir.
SPF 30 bir güneş kremi kış döneminde, sabahları yeterli miktarda uygularsan ve gerektiğinde korumayı tazelemeye dikkat edersen çok iyi olabilir. Yazın ise SPF 50 güneş kremine geçmek akıllıca olabilir; özellikle pigment lekeleriyle mücadele ediyorsan. Çünkü bu dönemde UV indeksi de daha yüksektir. Bu noktada ürün seçerken önceliğin, düzenli kullanmayı sürdürebileceğin SPF 50 bir güneş kremi olmalı; Geek & Gorgeous Zero Feel SPF 50 de yaz rutini için değerlendirilebilecek seçeneklerden biridir. Ancak burada da korumayı zaman zaman tazelemenin önemli olabileceğini bilmek gerekir.
Kısaca belirtelim: “Pencere arkasında oturuyorsam güneş koruması önemli değildir” düşüncesi de tamamen doğru değildir. Ne yazık ki durum böyle değil. Cilt yaşlanmasını hızlandıran UVA ışınlarının bir kısmı pencere camından da geçer. Bu nedenle o gün dışarı çıkmayı hiç planlamasan bile sabah güneş kremini kullanmak iyi olur. Bunu yaz-kış, her sabah diş fırçalamak gibi vazgeçilmez alışkanlıklarından biri hâline getir. Elbette evden hiç çıkmayacaksan biraz daha esnek olabilirsin: Sabah güneş kremini düzgün şekilde sürdüysen, gün içinde tekrar sürmen şart değildir.
Bize göre yazın, özellikle güneşte çok vakit geçiriyorsan, yalnızca UVB koruma değeri yani SPF’si yüksek değil, UVA koruması da güçlü olan bir güneş kremi kullanmak en iyi seçimdir.
Büyük soru: Yazın peeling yapılır mı, yapılmaz mı?
Güneş korumasının yanında en sık sorulan konulardan biri ve elbette bunun bir nedeni var. Tartışmalı bir konu. Üstelik tüm kimyasal peelinglerin cildi güneşe karşı hassaslaştırdığına dair çok yaygın bir yanlış inanış da var. Bu doğru değil; konu bundan çok daha nüanslı.
Bilinmesi gerekenler şunlar:
- AHA, özellikle glikolik asit: Cildi gerçekten güneşe karşı daha hassas hâle getirir. Kullanımdan bir hafta sonra cilt eski hâline döner.
- BHA ve PHA: Cildi güneşe karşı daha hassas hâle getirmez; hatta tam tersine denebilir. Evde kullanılan miktarlarda, örneğin %2 BHA ve %8 PHA için bu böyledir.
Bu elbette “BHA veya PHA kullanıyorsan güneş koruması önemli değildir” anlamına gelmez. Güneş koruması her zaman çok önemlidir. Yukarıda da anlattığımız gibi bilinçli cilt bakımının temelidir. Cilt yaşlanması belirtilerine karşı yapabileceğin en iyi şeylerden biridir; cilt sağlığı açısından daha ciddi riskleri de unutmamak gerekir.
Peki bu pratikte ne anlama geliyor? Sıcak havalarda da sevdiğin peeling ürününü kullanmaya devam edebilirsin. Sadece günlük hayatına devam ediyor ve yoğun güneş maruziyeti planlamıyorsan AHA’yı bile kullanabilirsin; ancak yanında özenli günlük güneş korumasını ihmal etmemelisin. Yine de dikkatli olmak iyi olur: Güneş kremi kullanımında düzenli olmadığını düşünüyorsan, daha güçlü AHA’ları kesinlikle bir kenara bırak ve sonbahara kadar bekle.
Sıcakta nemlendirici krem kullanmalı mısın?
Bu soru tekrar tekrar gündeme geliyor ve aslında tek bir kesin cevabı yok. Gerçekten duruma bağlı. Bilinmesi gereken şey şu: Cildin sağlıklı çalışabilmesi için yıl boyunca nemli kalması gerekir. Yani nem dengesinin iyi olması, susuz kalmaması ve aynı zamanda lipit/yağ açısından da yeterince desteklenmesi önemlidir.
Şimdi 30 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda, cilt tipine göre ne tür ve ne kıvamda nemlendirici kullanmanın daha doğru olduğuna bakalım.
Kuru cilt: Cildin kuruysa, bu dönemde yoğun ve zengin kremler yerine daha hafif bir losyon formülü seçmek iyi olur. Gerekirse bunu güzel bir yüz yağıyla destekleyebilirsin. Böylece o anda ne yoğunlukta nemlendirme istediğine sen karar verir, aynı zamanda cildinde yağlı bir his bırakmadan nem desteği sağlayabilirsin.
Mevcut rutininden vazgeçmek istemiyorsan ve elinde normalde kullandığın, biraz daha krem yapılı nemlendiriciden hâlâ varsa, onu bitirmek istemen de tamamen anlaşılır. Bu durumda iyi bir yöntem, içine hyaluronik asit serumu damlatmaktır. Böylece kreminin kıvamını biraz daha hafifletebilirsin. Bir örnek verelim: Geek & Gorgeous 101 Happier Barrier + Geek & Gorgeous HA 5 Rich.
Normal cilt: Normal bir cilde sahipsen hareket alanın geniştir. Bu bir yandan çok iyi, diğer yandan senin için en iyi olanı bulmak adına biraz deneme yapmanı gerektirir. Büyük olasılıkla hafif bir nemlendirici en iyi çözüm olacaktır. Örneğin az önce bahsettiğimiz Geek & Gorgeous 101 Happier Barrier iyi bir seçenek olabilir. Daha yoğun sonbahar/kış nemlendiricisi + hyaluronik asit serumu kombinasyonu da işe yarayabilir. Eğer bu dönemde cildin daha çok yağlanmaya eğilimliyse, karma/yağlı ciltler için önerimize göz at.
Karma veya yağlı cilt: Cildin karmaysa ve gerçekten hafif bir nemlendirici kullanıyorsan — örneğin Geek & Gorgeous 101 Hydration Station — alıştığın nemlendiriciyle devam etmen de mümkün olabilir. Eğer fazla geldiğini hissediyorsan, nemlendirici etkili ve akışkan bir formül arayabilirsin. Kaliteli ve elbette alkolsüz bir tonik bu amaç için çok iyi bir fikir olabilir. Cildin daha çok yağlıysa, bizim önerimiz Geek & Gorgeous 101 Liquid Hydration.
Tonikten bile daha sık tercih edilen yöntemlerden biri de yazın sadece hyaluronik asit serumu kullanmaktır. Özellikle cildin gerçekten yağlıysa, bu yöntem yazın harika olabilir. Beta-glukan da içeren Geek & Gorgeous 101 Stress Less de nemlendirme için çok iyi bir yaz serumudur. Çünkü beta-glukan, yalnızca %0,05 oranında bile belirgin bir nemlendirici etki gösterebilir; bu açıdan su tutma kapasitesiyle bilinen hyaluronik asit kadar iyi bir destek olabilir.
Bu dönemde serumlarında değişiklik yapmalı mısın? Örneğin retinoid kalabilir mi?
Özellikle inatçı cilt sorunlarıyla mücadele edenler için harika bir haberimiz var. Çünkü bu kişiler için bakım adımlarına öylece ara vermemek çok önemlidir: Neredeyse tüm serumlarını şimdiye kadar kullandığın gibi kullanmaya devam edebilirsin. Eğer “bu kadar katman artık cildime fazla geliyor” diye hissetmiyorsan ve cildin yazın çok katmanı daha zor tolere etmiyorsa, sırf yaz geldi diye herhangi bir ürünü bir kenara bırakman için bir neden yok.
Yine de retinoid konusuna biraz değinmek istiyoruz. Çünkü bu konuda da çok fazla yanlış bilgi duyuluyor. Daha doğrusu, özellikle bir yanlış inanış çok yaygın: Retinolün, glikolik aside benzer şekilde cildin güneşe hassasiyetini artırdığı düşüncesi.
Bilinmesi gereken şu: Retinoid türleri — glikolik asidin aksine — cildinin güneşe karşı hassasiyetini artırmaz. Retinoidlerin kendileri, yani retinol, retinal ve HPR yani Granactive Retinoid, ışığa duyarlıdır. Yani ışıkla temas ettiklerinde etkinliklerini kaybedebilirler. Ancak cilt üzerinde ışığa karşı hassaslaştırıcı bir etkileri yoktur.
Bu aslında retinoidi akşam kullanmanın daha iyi olduğu anlamına gelir; böylece cildine en fazla faydayı sağlayabilir. Ama kesinlikle “retinoid kullanırken güneş koruması o kadar da önemli değil” anlamına gelmez. Çok önemlidir. Eğer güneş kremi kullanmazsan, retinoidin cildine yaptığı olumlu etkileri zararlı UV ışınları pratikte gölgede bırakabilir. Ayrıca başlangıç seviyesindeysen, retinoid kullanmaya yazın başlamamanı öneririz. Çünkü bu aktif içerik ailesi genel olarak ilk dönemde cildi biraz daha hassas hâle getirebilir. Bu etkiyi niasinamid ile birlikte kullanarak azaltmak mümkündür.
Bu dönemde rutininde yoksa eklemeye değer olabilecek şeylerden biri antioksidan kokteyli veya C vitamini serumudur. Çünkü bunlar güneş korumanın etkinliğini destekler. Saf C vitamini bu konuda özellikle başarılıdır. Daha iyi sonuçlar için E vitamini ve ferulik asit ile kombine edilmiş bir serum seçmek iyi olur. Bu üçlü birlikte, C vitamininin tek başına olduğundan çok daha etkilidir. Öneri: Geek & Gorgeous 101 C-Glow.
Güneşte yandıysan ne yapmalısın?
Öncelikle umarız böyle bir şey olmaz. Biliyorsun, cilt yaşlanmasının neredeyse %80’inden UV ışınları sorumlu. Ama başına geldiyse, yapabileceklerin konusunda birkaç önerimiz var.
Bunları yap:
- Cildinin güneşe maruz kalmadığı bir yere geç. Mümkünse orada kal ya da bol, hafif ama cildini örten kıyafetlerle dolaş. En iyisi kapalı bir yer seçmektir. Bu mümkün değilse gölge bir alana geç.
- Yanmış bölgeyi soğut. Örneğin iltihabı azaltmaya yardımcı olmak için soğuk suyla kompres yap. Bunu cildinin ihtiyacına göre bir süre tekrarlayabilirsin.
- Cildinde su toplama yoksa, ekstra yatıştırıcı içerikler barındıran bir güneş sonrası yatıştırıcı köpük veya krem sürebilirsin. Böyle bir ürün elinde yoksa, hafif ve kesinlikle tahriş edici içerikler içermeyen — alkolsüz ve parfümsüz — nazik bir nemlendirici krem ve/veya kızarıklık karşıtı, yatıştırıcı etkili bir tonik de iyi olur. Örneğin Geek & Gorgeous 101 Liquid Hydration.
- Cildinde su toplama olduysa, enfeksiyon riskini azaltmak için bölgeyi temiz bir bandajla kapat.
Bunları yapma:
- Cildine doğrudan buz koyma; bu sadece daha fazla cilt hasarına yol açabilir.
- Etkilenen bölgeyi kalın balm, merhem veya vücut yağlarıyla kapatma. Bunlar ciltteki ısıyı hapsederek hasarın artmasına neden olabilir.
- Cildine nemlendirici sürmek istiyorsan, ürünün kesinlikle parfümlü olmamasına dikkat et. Parfüm zaten tahriş açısından riskli olabilir; güneş yanığı durumunda bu risk daha da artar.
- Yaygın inanışın aksine, aloe vera tek başına güneş yanığı sorununu çözmez. Onu iyi bir nemlendirici krem veya bakım ürünüyle birlikte kullan; o zaman çok daha fazla yardımcı olur.
Ne zaman doktora başvurmalısın?
- Kendini çok güçsüz hissediyorsan ve başın dönüyorsa.
- Kalbin çok hızlı atıyorsa veya nefesini hızlı hızlı alıyorsan.
- Cildin soğuk ve nemliyse.
- Miden bulanıyorsa, ateşin varsa, titreme yaşıyorsan veya döküntüler ortaya çıktıysa.
- Cildinde ağrılı ve enfekte olmuş olabilecek su toplama kabarcıkları oluştuysa.